Dünden Bugüne Radyo

1860-1865

Günümüzde hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen radyonun tarihçesine değinen kitap ve yazılarda, ilk buluşun kim tarafından yapıldığı konusunda farklı görüşler vardır.

Radyo tekniği ile ilgili olarak ilk yapılan teknik buluş, telsizin ilim babası diye adlandırılan James Clerk Maxwell tarafından 1860 yılında gerçekleşmiştir. Maxwell ilk kez radyo (elektromanyetik) dalgalarının varlığını bulmuştur. Henüz 29 yaşında bu buluşunu yapan Maxwell, 1865 yılında da bu dalgaların boşlukta ışık hızına yakın bir hızla (saniyede 186.000 mil – 300.000 km) hareket etmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak, daha çok kuramsal çalıştığından, bu buluşlarının kanıtlanması yoluna gitmemiştir.

1885-1889

Maxwell'in bu buluşu, 20 yıl sonra 1885-89 yılları arasında, bugün elektromanyetik dalgalara adını veren Alman fizikçi Heinrich Hertz tarafından geliştirilmiştir. Hertz, 1886 yılında 26 yaşında yaptığı deneylerle Maxwell’in buluşunu, yani radyo dalgalarının varlığını ve ses titreşimlerinin elektromanyetik alanda ışık hızı ile yayıldığını kanıtlamış ve elektromanyetik dalgaların uygun metal yüzeylerde yönlendirilmiş radyo dalgalarına dönüşebileceğini de bulmuştur.

1895-1902

Bu teknik buluşların ses aktarılmasında ilk kullanımı İtalyan Guglielmo Marconi tarafından 1895 yılında yapılmıştır. Marconi, 1896’da çok kısa uzaklıklara (bir mil kadar) ses ulaşımını denedi. Bu deneyi başarılı olunca uzaklıkları derece derece çoğaltarak, 1897 Ağustos’unda İngiltere'de 55 km kadar uzaklığa sesin ulaşmasını başardı. 1901 ve 1902 yıllarında ise deniz aşırı ses ulaşımı denemelerine girişti.

Tarihte bir gün

1912 yılında yaşanan ve “Titanic faciası” olarak bilinen deniz kazası, gemilerde kullanılan iletişim sistemlerinin önemini ortaya çıkarmıştır. Bir dönemin uygarlık simgesi olarak sunulan Titanic’in batışında telsiz sistemlerinin verimsiz kullanımına ilişkin savlar, denizcilik sektörü için radyo dalgalarının anlamını gözler önüne sermiştir.

Titanic’in battığı gece, buz dağına çarpmadan hemen önce, SS Amerika adlı geminin çevredeki buz dağına karşı gemileri uyarmasına rağmen, bu bilgiler Titanic’in kaptan köşküne ulaşamamıştır. Çarpışmanın hemen ardından Titanic’in gönderdiği imdat mesajları ise çok yakın bir mesafede seyreden SS Kaliforniya adlı geminin telsiz operatörü uyuduğu için Titanic’te bulunan 2223 kişiden 1500’e yakını, okyanusun soğuk sularında hayatını kaybetmiştir. İşin ilginç yanı ise, yaşanan bu facianın Marconi’nin ilk kıtalar arası radyo sinyallerini gönderdiği bölgede, yani New Foundland’de gerçekleşmesidir.

1906 yılında ise telsiz aracılığı yine Marconi tarafından müzik ve sözün, teknik deyimi ile ses dalgalarının, titreşimlerinin aktarılması gerçekleştirildi. 1907 yılında. "Radyonun Babası" diye adlandırılan Lee De Forest "boşluk tüpünü" buldu ve bu, radyo hakkındaki teknik buluşlara yeni bir boyut getirdi.

Türkiye’de radyonun ilk sesleri

Yurdumuzda ilk radyo yayınları 1926 yılında alınan bir karar ile 1927’de İstanbul'da başlamıştır. İlk resmi radyo yayını 6 Mayıs 1927 tarihinde İstanbul Sirkeci’de Büyük Postane’nin stüdyoya dönüştürülen üst katından gerçekleştirildi. İstanbul ve ondan bir yıl sonra kurulan Ankara radyolarının, 1928 yılında yapılan ilk sayıma göre nüfusu 13 milyon civarında olan Türkiye’de, 2000 dolayında alıcıyla sesini duyurmaya çalıştığı biliniyor.

Türkiye'de kamu hizmeti gören radyo ve televizyon bugün, bilindiği gibi, TRT (Türkiye Radyo Televizyon) adı ile kurulan bir kamu kuruluşunun yönetimindedir. Ancak, bu duruma gelişi 1964 yılında olmuş, o tarihe kadar radyo yayınları çeşitli yönetimlerde yayıncılık yaşamını sürdürmüştür.

Türkiye'de ilk radyo yayınlarının yönetimi, diğer birçok ülkede olduğu gibi, özel girişimin elinde olmuştur. Ankara ve İstanbul radyo yayınlarının yönetimi, kuran şirketin de katıldığı "Telsiz Telefon Türk Anonim Şirketi" (TTTAŞ) adındaki bir anonim ortaklık ile 1938 yılına kadar sürmüştür.

1936 yılında bu yayınların yönetimi işinin bir devlet kuruluşu olan PTT'ye devredilmesi kararlaştırıldığından, "Telsiz Telefon Türk Anonim Şirketi" ile yapılan sözleşme bozulmuş, 1938 yılına kadar devir işlemleri tamamlanarak PTT'ye devredilmiştir. PTT yönetiminde, yeni vericilerle desteklenen yayınlar oldukça güçlenmiş, ancak program yönünden pek ilerleme görülmemiştir.

1940 yılında yeni bir kuruluş olarak ortaya çıkan “Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü” aslında zoraki bir şekilde bağlandığı PTT'den radyo yönetimini almış ve 1964’te yeni bir radyo kurumunun kuruluşuna kadar yönetmiştir.

1943 yılında "Radyolar Dairesi" ve "Radyo Fen Heyeti" adı ile Genel Müdürlük içerisinde kurulan iki ayrı bölüm, radyoları program ve teknik yönden ayrı ayrı yönetmeye başlamıştır. Radyoculuğun gerek program ve gerekse teknik yönden asıl gelişmesi bu devrede olmuştur denilebilir.

Radyo yayınları 1964 yılına kadar Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü yönetiminde kalmış, bu tarihte çıkarılan 359 sayılı TRT Yasası ile TRT Kurumuna devredilmiştir. 359 sayılı Yasanın çıkışı, 1961 Anayasası’nın 121. maddesine dayanmaktadır. Sözü geçen madde de Türkiye'deki radyo ve televizyon yayınlarının tarafsız, özerk bir kamu kuruluşuna devredilmesi ve bunun için bir yasa çıkarılması öngörülmektedir.

TRT ile yeni bir dönem başlıyor

1960’lı yıllarla birlikte Türkiye’deki radyoculuğun toplumsal gelişmelere ayak uyduracak biçimde yeniden yapılanması gereği de ortaya çıkmıştı. Siyasal iktidardan bağımsız, özerk, kendi kadrolarına ve kendi bütçesine sahip olan ve Türkiye’deki radyoları tek çatı altında toplayıp Televizyon yayınlarını da başlatacak olan bir yayın kurumuna ihtiyaç vardı. Bu boşluğu TRT doldurdu. 1 Mayıs 1964’de 359 sayılı yasayla TRT (Türkiye Radyo Televizyon Kurumu) kuruldu. Böylece, Türkiye’de Radyo-TV alanında yeni bir dönem başlamış oluyordu. TRT'nin kurulması ile radyo yayınlarının gerçek eğitim ve haber görevlerini yerine getirmesi için çabalar gösterilmiş, program planlamaları bu çerçevede düzenlenmiştir. Radyo yayınlarının hızla gelişmesi ve yayılması TRT'nin kurulmasından sonra olmuştur.

1974 yılında radyoculukta da önemli bir gelişme yaşanmış, radyo yayınları merkezden TRT1, TRT2, TRT3 yayın postaları olarak yapılanmış ve TRT1 24 saat yayına başlamıştır. TRT1´de müzik, eğitim, haber, reklam, eğlence, drama programları; TRT’de eğitim-kültür, drama, haber, müzik programları; TRT3´de çok sesli müzik ve eğitici müzik programları yayınlamaya başlamıştır. Ankara, İstanbul ve İzmir’deki radyo stüdyolarının yanı sıra Antalya, Çukurova, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon bölge radyo stüdyolarında, bölgelere yönelik programlar yapılmaya başlamıştır.

TRT´nin kuruluşundan sonra yurt dışı yayınlarda 1975?te 250 kW´lık verici hizmete girince dil sayısı artırılmış, 1982 yılında Türkçe dahil yayın yapılan dil sayısı 15´e çıkarılmıştır. Ankara Çakırlar'a değişik yıllarda kurulan yeni verici ve anten tesisleri ile 3 adet 250 kW ve 2 adet 500 kW'lik verici ile kısa dalga yayınları artırılmıştır.

Ankara Emirler mevkiine daha sonra kurulan 5 adet yeni kısa dalga vericilerle bugün 500 kW gücünde 7 adet, 250 kW gücünde 3 adet olmak üzere toplam 10 adet yüksek güçlü verici ile yayın yapmakta olan Kısa Dalga Türkiye'nin Sesi Radyosu yayınları, 26 dilde tüm dünyaya iletilmektedir.

FM verici sayısının artırılması kararı ile TRT3 radyo postasına ek olarak TRT1 ve TRT2 radyo postalarının da FM bandından yayın yapması planlanmıştır. Uzun ve orta dalga vericileriyle birlikte FM bandında da yayın yapacak verici kurulması ile FM radyo yayınları yaygınlaştırılmaya başlamıştır. 1987 yılında FM bandında TRT4 radyo postası TSM, THM programlarını yayınlamak üzere faaliyete geçmiştir.

1990 yılında yurdumuza gelen turistlere hizmet vermek üzere Turizm Radyosu yayına başlamıştır. Yurdun turistik bölgelerine kurulan FM vericilerle Antalya yayın merkezinden İngilizce ağırlıklı olmak üzere Fransızca ve Almanca, sonra Yunanca yayın yapılmaktadır.

TRT4 radyo postasının da yeni yayına başlayan özel radyo postalarına karşılık TRT-FM adı altında canlı Türk Pop Müziği yayınlarına ayrılmıştır. TRT2 radyo postası bu dönemde Radyo Haber adıyla 24 saat radyo haber yayınları yapmaya başlamıştır. Daha sonra bu radyo postası kapatılmış ve bir süre sonra Türk Sanat ve Halk Müziği yayınları yapmak üzere yeniden yayın yapmaya başlamış, bu postanın FM vericilerinin de sayıları ve güçleri arttırılarak yurdun daha büyük bölümüne ulaştırılması sağlanmıştır.

Özel radyolar devreye giriyor

1992 yılında ilk özel radyo yayınları FM bandında başlamış, biri Yabancı Pop, diğeri ise Türkçe Pop Müzik yayını yapan iki özel radyo kanalı radyo yayıncılığında yer almıştır. Bu yayınların yapıldığı stüdyolar Teknik Bölüm Başkanı olduğum kuruluşun ilk yayın binasında teknik ekibin gayretli çalışmaları ile oluşturulmuş ve bunların 5 kW’lık vericileri Çamlıca tepesine kurulmuştur. O tarihte mevcut TRT verici antenlerinde uygulanan teknik özelliklerden farklı bir radyasyon diyagramı olduğu için, İstanbul’un her noktasında her türlü şartta, örneğin tünel içinde eskiden kesilen radyo yayınına karşılık bu yayınlarda kesintisiz alış sağlandığı tespit edilmiştir.